SELAM OLSUN İŞÇİ SINIFINA....!!!!
Sendika kurmak yasal bir hak mı........?
Elbette evet......!!!
Sendikalaşma işçinin hakkı mı.......?
Bu soruya da herkes evet cevabı verecektir.....!!!
Ama gerçek böyle mi.....?
Gerçeğin böyle olduğunu iddia etmek.....ülkemizde ancak iktidarların ve patron işbirlikçilerinin harcı olabilir...... Değilse gözlerini yaşananlara kapamayan kimse....bu hakkın özgürce kullanılabildiği iddiasında bulunamaz.....
Bulunursa.....sendikalaştığı için işten atılıp açlığa mahkum edilen onbinlerce işçi gerçeği onların yüzüne haykırır......!!!
2003 yılında yeni bir İŞ KANUNU çıkarıldı....ve ilginçtir....bu kanunda....sendikal nedenlerle işten atılan işçiler için özel bir düzenleme bulunmuyor....
Sadece mahkeme....''"işçinin sendikal nedenlerle işten çıkarıldığı"''' kanısına varırsa....patronların ödeyeceği tazminat 4-8 aylık değil de 12 aylık ücret tutarında olacak...mışşşş o kadar...... yani....sendika üyesi olmanın hukuksal başka hiçbir güvencesi yok...... 12 aylık tazminatı öderim diyen her patron.....sendika üyesi olan işçiyi işten atabilir.....ki o tazminatı ödemek zorunda da kalmayacaktır çoğunlukla.......
Çünkü....mevcut yasal düzenlemeye göre....'''"işten çıkarılmasının sendikal nedene dayandığını ispatlamak"'''' işçiye düşüyor.....
Halimiz böyleyken ülkemizde sendikalaşma mücadelesi....hem bir bilinç....cesaret ve cüret işidir..... ve ülkemizde sendikalaşma mücadelesi.......aslında bir demokrasi mücadelesidir.....!!!
Tekeller ve iktidar karşısında işçilerin sendikalaşma hakkını savunmayan.....bu noktada uygulanan baskıların karşısına çıkmayan hiç kimse.....demokrasiyi savunduğunu iddia edemez......Sermaye tarafından sendikasızlaştırma saldırısı sürecektir...... iktidarlara....patronlara yönelik hiçbir sesleniş...hiçbir diyalogcu yöntem...bu durumu değiştiremez.....o halde geriye işçi sınıfı açısından tek bir şey kalır....emeğe yapılan saldırıyı nasıl püskürtür....saldırıya rağmen sendikalaşmayı nasıl yaygınlaştırırız...
Tüm sorumluluk sahibi sendikacıların.....işçilerin cevabını arayacağı sorular bunlar olmalıdır.....
Sendikalar....emekçilerde ve tüm halkta sendikalara yönelik güvensizliğe neden olan politikalarını terkedip....güven verecek bir pratik geliştirmelidirler.....
Emekçiler....haklarını savunmak ve yeni kazanımlar elde etmek için....tek başlarına güçsüz olmalarına karşın birleşerek patronlar karşısında güç olmak için.....ülke yönetiminde seslerini duyurabilmek için sendikalı olurlar.....
Sendikanın kendisine sahip çıkacağı güvenini duymayan.....sendikasının haklarını genişleteceğine inanmayan bir işçi neden sendikalı olsun......ki..?
Değiştirilmesi gereken çok şey vardır........bunların en başında şu üçü gelir......
1- Sendikal mücadele anlayışı.....!
2- Örgütlenme anlayışı.......!
3- Sendikacı tipi......!
Gecesini gündüzüne katan......işçi sınıfına inancı için....idealleri....emek için ve özelleştirmeye karşı mücadelesi için örgütlenme yapan sendikacı tipi.....ne yazık ki bugün artık fazla görülmemektedir......
Büroda oturan ''''"bay başkan''''"lar çoğunluktadır sendikalarda...... Bu bürokratik ve coşkusunu...idealini...heyecenını kaybetmiş vurdumduymaz yapı nedeniyle....sendikalaşma için mevcut yasal haklar bile artık kullanılamamaktadır....! Milyonlarca örgütsüz işçi bir yanda.....sendikalar bir yanda bakışıp durmakta.... onların yegane derdi....sıkıntısı ise eldeki mevcut aidat musluklarını muhafaza etmenin...yani edememenin telaşı sarmıştır...
Sendikalaşmayı ayağa kaldırıp güçlendirecek olan işçi sınıfına sınıfsal bir bakış açısı ve sınıfsal bir dille gitmenin günü geldi de geçmektedir.....
Buna paralel olarak hakları söke söke alma çizgisini hayata geçiren militan bir mücadele anlayışı hakim kılınmalıdır...!.
Sendikalaşmanın hız ve yaygınlık kazanabilmesi için kuşkusuz bu baskıların püskürtülmesi kadar...sendikaların ...sendikacıların kendine çeki düzen vermesi şarttır....Sendikalar özellikle iki noktada kendilerini değiştirmek zorundadırlar.....
1-) işçiye mücadelesiyle....direnişiyle güven vermek....
2-)sendikaların iç işleyişini tabanın söz ve karar hakkını ortaya çıkaracak şekilde demokratikleştirmektir.....
Ülkemiz işçi sınıfı tarihindeki hemen bütün büyük ve güçlü direnişler.....işçilerin iradesinin az çok kendini gösterebildiği direnişlerdir.....
Tabanın karar hakkı en azından bir noktaya kadar sürecin önemli unsurlarından biri olmuştur.....
Bu tür büyük direnişlerin kırılma noktası da çoğu kez tabanın iradesinin devri dışı bırakıldığı noktada olmuştur......
15-16 haziran direnişi...dgm direnişleri.....paşabahçe.....migros direnişleri.....zonguldak-ankara yürüyüşü bunun örnekleridir....
Sendikasızlaştırma saldırısı püskürtülemeyecek bir saldırı değildir. milyonlarca emekçi örgütsüzdür...... mesele...işe sendikaların mevcut durumunu değiştirerek başlayabilmektedir....Sendikaların....güven vermeyen pratiklerini....olumsuz görünümlerini değiştirmedikleri sürece....geniş emekçi kitleler için bir çekim merkezi olabilmeleri de zordur.......
Ülkenin en büyük sendikalarını iktidarlar adeta kaale almıyorlar....
Muhalif bir tutum takındıkları her konuda.....iktidar tarafından marjinal.....terörist ilan ediliyorlar...... 1 mayısta olduğu gibi...yasal.....demokratik haklarını kullanan sendikalara karşı terör uygulanıyor......
Bu kurulmuş sendikaların karşı karşıya kaldıklarının sadece bir bölümü....
Bir de sendikalaşma faaliyetlerinin olduğu fabrikalarda....işyerlerinde yaşananlar var......patronlar...sendikalaşan işçiler karşısında '''"elbette şu veya bu sendikaya üye olabilirsiniz....bu sizin yasal ve demokratik hakkınız'''" demiyorlar....
Bunun yerine....şantaj, tehdit ve işten atmaya kadar varan yollarla sendikalaşmayı engellemeye çalışıyorlar......!!! Sendikalaşmayı engellemek için terör estiriliyor.......!!
Sendikalaşmaya yönelik baskılar, ülkemizde hakların kağıt üzerinde olmasının.....ve burjuvazinin haklar ve özgürlükler konusundaki ikiyüzlülüğünün en somut örneklerinden biridir....patronlar.....liberal....demokrasiden...kopenhag kriterlerinden yana geçinirler....fakat sendikalı olmak patronların ve onların kuklası iktidarların gözünde suçtur.....!!
Demokratikleşme paketleri.....:)) şampiyonu TÜSİAD....bir kez olsun.....patronlara "'''sendika hakkına karşı bu vahşice yöntemlere başvurmaktan vazgeçin"''' diyor mu.......? koca bir HAYIR.....!!
Veya hangi hükümet.....bugüne kadar sendikalaşma nedeniyle saldırılara maruz kalan işçilerin yanında oldu....? hangi iktidar işçilerin bu en doğal hakkını savundu......? HİÇBİRİ.....!!
Ülkemizde..gerçek sendikalı sayısının 1 milyon civarında olduğunu belirtmektedir.....
Mesela 2005 tarihli bir araştırma.....ülkemizde son 9 yılda işçi sayısının 943 bin artmasına karşın......sendikalı işçi sayısının sadece 158 bin arttığını gösteriyor......
Bu düşüşe paralel olarak....mücadele de geriliyor elbette....greve katılan işçi sayısı bunun somut bir göstergesi.......greve katılan işçi sayısı 2000 de 18.705 işçi idi......2001 de bu rakam yarı yarıya düştü....9. 911
Sonraki yıllarda da düşüş sürüyor......2002 de.....4618 2003 de....1535 2004 de....3557
İşçilere....tüm emekçilere ve halka bu kadar ağır saldırılar varken....ekonomik demokratik haklar bu kadar gasbedilmişken....bu kadar işçi atılırken......grev rakamlarının birkaç bin işçiyle sınırlı kalması.....elbette işçi sınıfı mücadelesinin gerileme düzeyini çok çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır......
Fakat bütün bu rakamların da ötesinde.....asıl önemli olan.....sendikaların güven ve prestij kaybetmiş olmasıdır...ki bu üye kaybından çok daha önemli bir sorundur.....bana göre....
Bir işyerindeki işçiler....o sendikaya üye olmak için canlarını dişlerine takıyor....bunun için bedeller ödüyorlar ama o sendika....bu işçiler kapının önüne konulduğunda...en kritik anlarında....onlara sahip çıkmıyor......çok uzun bir dönemdir süren....defalarca tekrarlanan bu durumun emekçilerin saflarında sendikalara karşı nasıl bir güvensizlik.....hoşnutsuzluk.....inançsızlık ve tepki yarattığını sendikalar iyi değerlendirmek durumundadır.....
"''Olayları tırmandırmama"'''' '''"gerginliği artırmama"''''' '''"diyalog ortamını bozmama"'''' gibi çok çeşitli gerekçelerle radikal direnişlerden uzak kalınmış......tek tek işyerlerindeki direnişlere sahip çıkılmamış...onlar adeta yüz üstü bırakılmıştır....
Ama şu asla unutulmamalıdır...emeğiyle geçinenlerin sabırları taştı..taşaçak...yeri ve zamanı geldiğinde üretimden gelen güçlerini kullanmak dahil...şalter indirmekte dahil...ne gerekiyorsa yapacaklarından...hiç kuşkum yoktur....!!
İŞ....EKMEK YOKSA.....BARIŞTA YOK....!!!!
TAŞERONA VE ÖZELLEŞTİRMEYE HAYIR....!!!
Date: 31 August 2008, Sunday
Comments (0) | Add Comment
